Okura teslim olmadan çok okunmak mümkün mü?*
Türkiye’de yayıncılığın darboğazı çoğunlukla kağıt, baskı, dağıtım ve kitap fiyatları üzerinden konuşuluyor. Bunlar elbette belirleyici sorunlar. Fakat ekonomik kriz, yayıncılığın daha eski bir gerilimini de görünür hale getiriyor: Yazar, yayınevi ve okur arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı meselesi. Kitap bugün aynı anda birkaç şey olmak zorunda. Yayınevi açısından maliyetini karşılaması gereken bir ürün, yazar açısından düşünsel ya da edebi bir üretim, okur açısından ise giderek pahalılaşan ve yalnızca para değil, ciddi bir zaman ve dikkat talep eden zorlayıcı bir nesne. Bu üç tarafın beklentileri ise kendiliğinden örtüşmüyor. Maddiyattan zamana okurun kıstasları Yayınevi kitabın satılmasını istiyor; ekonomik koşullar ağırlaştıkça tanınmış isimler, güncel başlıklar ve kolay anlatılabilir vaatler daha güvenli görünüyor. Okur da kitabı artık yalnızca başka kitaplar arasından seçmiyor. Sosyal medya, diziler, videolar, podcastler ve sürekli yenilenen dijital içerikler aynı sınırlı zama...